Yazar / Mesaj

Hikaye Yorumları ve Bölümler ->Final bölümü!!! 30/10/09

kaptan-i-laz
Hikaye Yazarı
Hikaye Yazarı


Kayıt: 14 Tem 2009
Mesajlar: 1148
Konum: Kaf Dağının Ardı.. Skrof kasabasıı =)
Alıntıyla Cevap Gönder
MesajTarih: Cum Ekm 30, 2009 8:48 pm     Mesaj konusu:

‘’ Şimdi herkes hazırlansın. Gidiyoruz! ‘’

Gidiyoruz. Tüm Volturi, korumaları ve eşleri… Hep birlikte gidiyorduk. Hiç böyle bir şey görmemiştim. Bunca zamandır burada yaşıyordum ve eşlerin şatodan dışarı adımlarını attıklarına bir kez bile şahit olmamıştım. Onlar hiçbir zaman şatodan dışarı çıkmazlardı. Nereye gidiyorduk böyle? Bu kadar önemli ne olabilirdi ki? Geride kimseyi bırakmayacak kadar…

O anda ben bunları düşünürken birine çarptım. O kadar dalgındım ki önüme bile bakmıyordum. Kafamı kaldırdığımda çarptığım şeyin şatonun bir kolonu olduğunu gördüğümde gülümsemeden edemedim. Kafamı sallayarak seri hareketlerle kalabalıktan sıyrılıp odama gittim. Yanıma alacak hiçbir şeyim yoktu ki… Eşyalar benim için önemsizdi. Değersizlerdi. Sadece vücudumu örtecek bir kılıflardı benim için.

Kendimi suya bırakmak istedim. Odamın içerisinde bir köşede banyo vardı, içerisine küvet koydurtmuştum. İhtiyacım olmamasına rağmen o suyun tenimin üzerinden geçip gitmesi hoşuma gidiyordu. Yavaş adımlarla küvete doğru ilerlerken bir yandan da üzerimdekilerden kurtuluyordum. Küvetin yanına geldiğimde küveti sıcak suyla doldurup içine girdim. Suyun derime nüfus etmesini hissettim. Tenimi ıslatmasını, gözeneklerimin içerisinden girişlerini… Gözlerimi kapatıp suyun altına girdim. Her zaman yaptığım şeylerden biriydi. Suyun rahatlatıcı etkisi altında Edward i düşünmek… Onun yanımda olduğunu, bana baktığını, o mis gibi kokusunu içime çektiğimi hayal etmek. Onu yaşamak…

Ama bu düşüncelerim odamın kapısının açılmasıyla yarıda kesildi. Kısık bir küfür ederek suyun altından kafamı çıkardım ve aralık olan kapıya doğru kafamı kaldırdım.

Victor kucağında banyoya giderken çıkardığım kıyafetlerle dikiliyordu. Suratında ise yaramaz bir çocuğun suratındaki gülüşten vardı.

‘’ Hemen o kıyafetleri yere bırak ve kapıyı arkadan kapat.’’ Dedim tıslarcasına. Teslim olmuşçasına ellerini havaya kaldırdı ve kucağındaki bütün kıyafetlerim ıslak zemine döküldüler.

Elinden yere düşen kıyafetlerime baktım. O da kafasını eğip kıyafetlerime baktı. Kendince oyun oynuyordu benimle. Kafasını eğdiğinde gülümseyişini gördüm. Kıyafetleri bıraktım ve ona bakmaya başladım. Kafasını kaldırırken hala suratında o gülümseme vardı. Onu izlediğim dikkatini çekmemişti anlaşılan. Gözlerimi dikmiş sinirli ve kendini beğenmiş bir tavır takınmaya çalışarak ona bakıyordum. Anlaşılan sinirli tarafı biraz fazla olmuş olacaktı ki suratındaki gülümseme donuklaştı ve silindi. Birkaç saniye öyle durduktan sonra kahkahalarla gülmeye başladı. Ben şaşkın şaşkın ona bakarken o karnını tutmuş yerde gülüyordu. Hiçbir şeye anlam verememiştim. Kafasını kaldırıp bana baktı ve
'' korktuğumu sandığına inanamıyorum. Çok çabuk kanıyorsun Bell's. '' dedi ve tekrar gülmeye başladı. Pekâlâ, inanmış olabilirim ama benimle dalga geçmemesi gerektiğini ona çok önceden de söylemiştim.
'' kendin kaşındın! '' dedim ve odaklanmaya başladım. İlk başta onu yerden kaldırdım ve ayakta dikilmesini sağladım.
'' Heyy sadece bir şakaydı Bell's. Ne yapıyorsun?! '' dedi şaşırmış bir şekilde. Onun duvara yapışmasını sağladım. Biraz hızlı olmuş olmalıydı ki duvarda oyuk çıkmıştı.
'' Ahh. Acıdı! '' dedi soluyarak.
'' Bende acısın diye yaptım zaten. '' dedim acımadığını bildiğim halde. Ayaklarına odaklandım ve kendim yürüyormuşum gibi hareket ettirmeye başladım. Sağ-sol, sağ-sol, ... Ve onu odadan dışarı çıkardım. Tekrar gelmediğinden emin olduğumda ise sudan çıktım havlumu vücuduma sardım ve odama geçip giyinmeye başladım. Kıyafetlerimi giyindiğimde o üzerimden hiç çıkarmadığım, artik çok fazla yıpranmış olan pelerini tekrardan giyindim.

Volturi korumalarının hepsi siyah, kenarları ve şapkasının içi kırmızı pelerinler giyiyordu. Aro, Caius ve Marcus ise kırmızı, kenarları ve şapkasının içi siyah pelerinler giyiniyorlardı. Benim pelerinim ise eski bir pelerin -Aronun- olduğu için sadece kırmızı renkteydi. Çıkarmak istemeyişimin sebebi ise Edward... Bu pelerinin üzerine onun kokusu sinmişti. Doya doya koklamıştım onu. Yüzünün her karesi gibi kokusu da aklımdaydı. Ve hiçbir zaman, hiçbir şekilde unutmayacağım... Düşüncelerimden kapının çalınmasıyla ayrıldım.
'' Eğer hazırsan yola çıkacağız. '' dedi Alec. Tamam, anlamında kafamı salladım ve odama son bir kez bakma ihtiyacı duydum. İnsanlıktan kalma saçma bir alışkanlıktı. Ama ben seviyordum. Ne olur ne olmaz...

Büyük salona girdiğimde ise herkes hazır bir şekilde duruyordu. Anlaşılan beni bekliyorlardı. Aralarından geçerek Aro nun yanına gittim. Aro nun yanına geçtiğimde ise Caius un yanında ki Jane nin o iğrenç bakışlarını üzerime diktiğini farkettim. Ve bende ona bakmaya başladım. Kalkanım da hafif bir baskı hissettim. Bunu Jane ne ödetirdim ama savaşa gitmiyor olsaydık...

Aro bir hareketle herkesin dikkatini kendisine çekti.
'' Ne olursa olsun savaşmadan dönmek yok! '' dedi sert ve kararlı bir şekilde. Herkes hep bir ağızdan hevesli bir şekilde bağırmaya başladı. Sonra Aro seri bir hareketle bana dönüp
'' Unutma ne olursa olsun!! Ve yine unutma ki onlar ayın oğullarının tarafındalar. '' dedi bastıra bastıra ve gözlerini gözlerimin içerisine dikti. Otomatikman anladığımı göstermek için kararlı bir şekilde kafamı salladım. Aro gülümsedi ve korumalara dönüp gitme emri verdi...

Yola gece çıktığımız için etrafta pek fazla kimse yoktu. Hepimiz saniyeler içerisinde ormandaydık. Herkes ayni hareketleri yapıyordu. Ne bir kişi önde ne de bir kişi gerideydi. Ara vermeden yolumuza devam ediyorduk...

........

Sadece susadığımızda, avlanacağımız zaman duruyorduk ve ayrılıyorduk. Onun haricinde aralıksız yolumuza devam ediyorduk.

........

Nereye gittiğimizi Aro, Caius ve Marcus tan başka kimse bilmiyordu. Batı ya doğru hareket ediyorduk. Amerika kıtasına doğru...

.......

Amerika ya uçakla gitmedik. Güneş en büyük düşmanımızdı. Denizi gemiyle geçtik. Biraz uzun bir seyahat olsa da daha güvenliydi...

......

Amerika kıtasına vardığımızda ise ister istemez gerilmeye başlamıştım. Doğup, büyüdüğüm insanken ki hayatım bu kıtanın Phoenix eyaletinde geçmişti. Ama bir yandan da meraktan içim içimi yiyordu. Acaba evim hala duruyor muydu? İçerisinde birileri yaşıyor mu? Ben gittikten sonra aileme neler olmuştu? Bu ve bunun gibi birkaç yüz tane Very Happy sorunun cevaplarını merak ediyordum.

......

Biz Amerika nin uç kısmına yöneldikçe benim içim sıkıntıyla dolmaya başlamıştı. Ve korku... Orada yüzleşeceğim şey her ne ise içimi bir korku tabakası kaplamıştı. Savaştan değil ama karşılaşacağım şeylerden korkuyordum. Mesela artık ailem yoktu. Mezarlarının yerini bile bilmiyordum. Akrabalarım yoktu. Arkadaşlarım... Hepsi ölmüşlerdi. Bana da olması gereken şey gibi. Ama ben lanetlenmistim. Onlar gibi huzurlu bir hayat sürememiştim. Daima susayan, yaşayan bütün canlıların en korkuncu olup çıkmıştım. Yaşayan ölüm makinesi...

.......

Tabelayı gördüğümde daha ileriye gidemeyeceğimi anlamıştım. Yıllar sonra bu şekilde buraya dönmek düşüncelerimin arasında bile yoktu. Sanki vücudumdaki bütün güç çekilmişti. Alınmıştı benden. İstemsizce yere çöktüm. Boğazımdan bir hıçkırık yükseldi. Gözlerimi tabeladan alamıyordum...

Ne kadar orada öyle kaldım bilmiyorum. Ama bana bir ömür gibi gelmişti. Sarsılmayla kendime geldim. Kafamı çevirip baktığımda kendimi denizde zannettiğim bir mavilikle karşılaştım. Sıcacık, içinize işleyen bir mavi. Beni tekrar sarstı. O zaman kendime geldim. Ve ayağa kalktım.
'' iyi misin? '' dedi Victor. Sessizce kafamı salladım ve koluna girdim. Volturinin ve korumaların en arkasında ilerleyerek Forks Kasabasına girdik.

.....

Kasaba ya girer girmez Victor un hatırlatmasıyla bütün herkesi kalkanımın içerisine aldım. Ve gözlerimi kapatıp Victor a yaslandım. Çevreyi görmek, hele ki Forks un ormanını görmek istemiyordum... Ama ne yazık ki gözlerimi kapatmam bir işe yaramadı. Çevreyi dokunarak ta görebiliyordum. Titreşimlerini hissediyor ve böylelikle de her şeyi görüyordum. Ama en azından sadece şekillerini...

....

Victor durduğu anda savaşın olacağı yere geldiğimizi anladım ve onun kolundan çıkıp kendime geldim. Kalkanımı daha da sağlamlaştırdım. Aro nun yanına gitmek için bir adim attığımda ise büyük bir acıyla karşılaştım ve acı içerisinde yere kıvrandım. Beynim yanıyordu resmen. Büyük bir acı vardı. Victor hızla yanıma geldi. Elimden geldiğince sessiz olmaya ve kalkanımı korumaya çalışıyordum. Ama olmuyordu. Beynimdeki acı çok şiddetliydi. Kalkanımın yavaş yavaş kaybolduğunu hissedebiliyordum.

..

İlk başta bir uğultu duymaya başladım. Ve gözlerim kararmaya başladı. Hissettiklerim ise acı yerini savaşma ve sabırsızlığa bırakmaya başlıyordu. Kalkanımı kaybolmadan tekrar eski haline getirdim. Bu arada ise Victor kulağımın dibinde bağırıyordu. Tanrı aşkına ne yaptığını zannediyordu!? Sağır falan gibi mi duruyordum ki ben?
'' Heyy ben iyiyim söylenmeyi ve bağırmayı keser misin? '' dedim sinirle onu tersleyerek. Aniden bir şaşkınlık hissi tüm benliğimi kapladı. Yavaşça ayağa kalkarken Victor dirseğimden tutup kalkmama yardım etti.
'' Victor bir an önce şunu b.cerse de bizde kurtulsak. Hem o zaman belki daha sakin olabilir. '' dedi hemen önümdeki koruma. Tanrım! Hayalet falan mı oldum? Ben buradayım şapşal dediklerine dikkat et. Dedim ve ona büyük bir acı gönderdim. Hemen arkasında olmama rağmen neler söyleyebiliyordu, inanılır gibi değildi.
'' bir dahakisinde benim hakkımda bir şey söylerken en azından bir arkana bak gerzek orda mıyım değil miyim? '' dedim ve Victor a döndüm. Vampir
'ama ben bir şey söylemedim ki!' diye söylene söylene ayağa kalktı.
[b]'' iyi olduğundan emin misin? Hiçbir şey söylemedi. Garipten sesler duymaya başladın. ''
dedi Victor bana bakarak. Sinirlerim git gide gerilmeye başlıyordu. Hahh simdi de deli ilan ediliyordum. Ona sinirle baktım. Yine bir şaşkınlık duymaya başladım. Duygularıma neler oluyordu?
'' bir delirmediği kalmıştı. '' dedi Victor. Hızlıca ona döndüm ve kafasına bir tane vurdum. Açık açık deli demediği kalmıştı bir tek.
'' neler oluyor? Bu ne içindi simdi? '' dedi Victor şaşkınca.
'' oradan aptal falan gibi mi görünüyorum? Ya da sağır? Dediklerini gayet net duyabiliyorum. '' dedim ve önüme döndüm.
'' o zaman bunu da duyuyorsundur. Buradan çıkınca seni alacam. Odama götürecegim. Sonra yeni-''
[b]'' Heyy fantezilerini başkasının üzerinde dene. Şurada savaşın içerisindeyiz. Bilmem farkında mısın? ''
dedim sinirle.
'' onları sesli söylemedim. Düşündüm. Hem seni denemek için yaptım. Kesin yakınlarda düşünceleri okuyabilen biri vardır. Mıknatısım. '' dedi gülerek. Ve o zaman farkettim ki oradaki kalkanımın içerisindeki herkesin düşüncelerini duyabiliyordum. Ve şu garip his olayı o da ayni şekildeydi. Şurada ki savaşı düşünmeyen tek kişi Victor du. İçinde savaşma isteği bulunmayan tek kişi. Eşler bile bu savaşa odaklanmışlardı. Ve sonra Aro nun beni karar aşamasında kullanmaya karar vermesini duydum. Victor un yanağını öpüp şans diledikten sonra yavaş adımlarla ileri doğru yürümeye başladım.

İlerlerken her zamanki gibi herkes önümden çekiliyordu. Yavaş ve kararlı adımlarla ön tarafa doğru yürüyordum. Kalkanım ise hepimizi sarıp sarmalıyordu.

O sırada Aro nun benimle konuşmaya karar verdiğini duydum. Yerimde durdum ve onun gelmesini bekledim. Nedenini anlamadığım bir tedirginlik yaşıyordu. Beni gördüğünde ise gülümsedi ve hiçbir şey söylemeden elini uzattı. Rapor zamanı! Homurdanarak elimi uzattım. Ve dinlemeye başladım. O bir yandan geçmişimi bir yandan da kalkanım içerisindeki her beyinin düşüncelerini duyuyordu. Gözleri şaşkınlıktan fal taşı gibi açıldı. Ve ufak bir kahkaha attı.
'' eğer diğerlerin özelliğini aldıysan Âlice inkini de almış olman gerek. '' dedi çocuksu bir mutluluk ve heyecanla. Gözlerinin içi parlıyordu. Âlice de kim di? Neyden bahsediyordu? Aro gözlerini kısarak bana bakmaya başladı.
'' Âlice savaşacağımız taraftan birisi. Geleceği görebiliyor. '' dedi heyecanla. Omuz silktim. Ama o hala Âlice i düşünüyordu.
'' evet, karar nedir? '' dedim sıkıntıyla Aro ya. Her savaş öncesi yaptığımız konuşmayı yapıyorduk. Karşı tarafın olan biteni anlamaması için düşünce yoluyla yapıyorduk bunu.
'' önceden olsa sana üç isim saymayı düşünüyordum. '' dedi çenesini sıvazlayarak. Sonra gözlerini bana dikip
'' şimdi ise hiç birine ihtiyacım yok. '' dedi kötü bir gülümseme ile ve arkasını dönüp ön tarafa doğru yürümeye başladı. İçimde garip bir his vardı. Kendi duygularım yetmiyormuş gibi birde çevremdekilerin duygularını duymak bana fazla geliyordu. Aro nun gücü sayesinde düşünceleri okumaya alışıktım ama bu duygu işi bana biraz fazla gelmişti anlaşılan. Ben orada kendi iç savaşımı yaparken Aro nun beni çağırdığını duydum. Doğrulup derin bir nefes aldım. Kalkanımı güçlendirdim ve çevremdekilerin duygularından güçlenerek kararlı adımlarla ön tarafa doğru yürümeye başladım...

Tekrar o garip his bütün benliğimi kapladı. Onu içimden söküp atmak istiyordum ama yapamıyordum. Tam göğsümün üzerine karabasan gibi çöküyordu. Silkinip kendime gelmeye çalıştım ama pek fazla işe yaramamıştı.
'' size son bir şans. Ya bize katılıp, o pis kurtları öldürürsünüz ya da siz de onlar gibi ölürsünüz. '' dedi Aro. Sert ve kararlı bir erkek sesi
'hayır' diye cevapladı. Ve onun peşinden hırlamalar yükselmeye başladı.

Bu cevap benim için yeterli olmuştu. Onlara sonuçta seçenek sunulmuştu ve onlar kendileri kendi istekleriyle reddetmişlerdi. Üstelik bir de kurtlarla iş birliği yapıyorlardı. Bu katlanılır gibi değildi. Hem volturi o kadar da kötü bir yer değildi. Niye herkes karşıydı ki?

Omuz silkip son adımlarımı da atarak yolu tamamlamış oldum.

Öldüreceğim kişinin kim olduğunu öğrenmek için yavaş yavaş onlara döndüm.


Gözümde yılların verdiği acımasızlık – öfke, suratımda umursamazlık, vücudumda ise kararlılık vardı.


Ben işimi yapıyordum.
Bana zarar verenler gibi, bende bize zarar verenleri öldürüyordum.
Her zaman ki yaptığım şeyi yani…


Kafamı çevirip karşıma baktığımda karşımdaki oğlanı görünce şoka uğradım…


Edward…!!!


^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^


Gördüğü şey karşısındakinin ömründe gördüğü en güzel kız olduğuydu.


Arkalarda olduğuna göre önemli biriydi. Kızda ona yakın gelen bir şey vardı. Tuhaf bir histi bu. Kendini çekiyordu kız resmen.

Ama o kız muhtemelen kendisinin ve ailesinin sonu olmasına sebep olacaktı. Şu an son dakikaları olabilirdi.

Ona karşı biraz da olsa nefret hissetti. Biraz çünkü diğer duyguları nefreti bastırıp üstüne çıkıyorlardı.

Kız onların tarafına yavaş yavaş dönüyordu. Kararlı, acımasız ve öfkeli…

Kızı gördüğünde ise şoka uğradı…


Bella…!!!

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Günlerden bir gün, ben yine onu ilk gördüğüm yerdeydim. Uçurumun kenarında ayakta dikiliyor ve yine içimi uçuruma döküyordum. Bu sefer ağlayamıyordum belki ama içim ona karşı özlemle yanıp tutuşuyordu. Onun gelip tekrar beni kurtarmasını, tekrar cennette olduğumu sanmayı, tekrar onun o muhteşem güzellikteki gözlerine bakmayı ve kokusunu duymayı istiyordum.

Ama olmadı. Gelmedi. Hiçbir zaman geri dönmedi. Sadece hayallerimde… Sadece beynimin içerisinde onun hep orada olduğunu düşünüyorum. Sonuna kadar inanmak istiyordum. O bir gün gelecekti. Beni bu cehennemin ucundan, tekrar kurtaracaktı. Hayata onunla bağlanacaktım tekrar. Bazen onun o muhteşem kokusunu duyuyordum. Zihnimin oynadığı oyunlardan biriydi bu bana. Ama ben hiç şikâyetçi değildim.

Şimdi ise karşımda onu görüyordum. Hiçbir değişiklik yoktu. Sadece gözleri, gözleri kehribar rengi olmuşlardı. Daha bi güzel olmuştu. O bronz kahve saçları dağınıktı. Üzerinde lacivert bir ceket, mavi bir kazak ve siyah bir pantolon vardı. Tam bir asil gibi duruyordu. Gözlerimin içine gözlerini dikmiş benim ona baktığım gibi o da bana bakıyordu. Hayal mi görüyordum yoksa gerçek mi anlam verememiştim…


^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Bu bir saçmalık. Bu gerçek olamaz. Hayal bu. Onun burada ne işi var? Savaşın tam ortasında… O, o bir vampir mi şimdi? Benim gibi o da mı ruhunu kaybetti? O damı lanetlendi şimdi? Aşkım benim şu dünyada sevdiğim tek kişi…

Yıllar sonra dayanamamış İtalya ya geri gitmiştim. Onu bıraktığım hana. Ama orada değildi. Evde boştu. Sorduğumda ise gittiğini söylemişlerdi. O gün daha birçok yıkılmıştım. Onu koruyamamıştım. Yapamamıştım. Kim bilir başına neler gelmişti? Şu anda neredeydi ve ne yapıyordu? Acaba, acaba yaşıyor muydu?

Bunları düşünerek oradan ayrılmıştım. Onu ilk gördüğüm yere gitmiştim. Kokusu hala orada duruyordu. Biraz silik olsa da hala oradaydı. Hatırladığım gibi, ona verdiğim ceketimdeki kokusu gibiydi. Doya doya içime çektim. Onu orada hayal ettim. Benim yanımda, gözlerinin içi gülerken. Utanınca yanakları kızarırken. Adımı söylerken…

Şimdi ise karşımdaydı. Gözlerimin içine bakıyordu. Üzerinde siyah bir elbise ve yıllar önceki o kırmızı pelerini vardı. Gözleri, gözleri o hatırladığım derin, muhteşem renkteki çikolata kahvesi değillerdi. Mor bir rengi vardı. Bu nasıl olabilir di?

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Yerimde kazık çakmış gibiydim. Hareket edemiyordum. Onun yanına gitmek, ona dokunmak, ona sarılmak, kokusunu içime çekmek istiyordum. Ama yapamıyordum. Kilitlenmiş gibiydim resmen.

Sonra onun arkasına bir kurt yaklaştı. Arkasında durdu. İçimi büyük bir nefret kapladı. Birde gözlerini gözlerime dikmiş bana bakıyordu. Boğazımdan büyük bir hırlama çıktı. Edward bu sesi duyunca bir adım geriye attı.

İşte her şey o zaman oldu. İçimden büyük bir güç koptu. Nefret ve acımasızlık bütün vücudumu ele geçirdi. O Edward a dokunamadan ona fırlatmıştım bile. Herkes şaşkınlıkla bir bana bir kutra bakıyordu. Tabi Edward ın tarafındaki herkes. Kurt ağaçları devirerek bayağı bir uzağa göndermiştim. Gözlerim normal rengine dönene kadar bekledim. Kalkanımın içerisindeki herkes daha da bir cesaretlenmişti ve daha çok meydan okumaya başlamışlardı. Aro nun sesini duydum
‘’ Evet böyle. Onlara nasıl biri olduğunu göster. Bize karşı durarak nasıl bir hata yaptıklarını anlasınlar!! ‘’ diyordu. Asıl amacımı bilsen eminim küplere binerdin şapşal, dedim içimden. Tüm gücümü toplayıp Edward a yaklaştım. O ise kaskatı duruyordu. Suratında hala şaşkınlık vardı. Ve ve tedirginlik, korku… Korku mu? Benden korkuyor muydu? Bir geri adım attı. Onu görünce şok oldum. Beni istemiyordu. Yanına yaklaşmamı, ona sarılmamı, ona dokunmamı istemiyordu. Birden yere düştüm. Biri ayaklarımı almıştı benden sanki. Tüm gücüm yere düşmemle beraber gitmişti. Kalkanım süzülüp eski yerine geldi. Beynimin içerisinde bir uğultu oluştu. Kendimi onlara da kapattım.

Birden kolumun altına giren birini hissettim. Kafamı çevirdiğimde yine o mavi denizin içerisindeydim. O serin suların içerisinde, o denizin dalgaları benim tüm duygularımı alıp başka sahillere götürüyordu. Birden sakinleştiğimi hissettim. Victor beni kaldırırken bende ona yaslandım.

Konuşacak halim yoktu. Bende düşüncelerimi Victor yoluyla iletmeye karar verdim. Gözlerimi kapattım, Uzanıp onun yanağına dokundum. İlk başta bir elektrik çarpması gibi bir şey hissettim. Sonra dünyaya onun gözlerinden bakmaya başladım.

Tam söyleyeceklerimi düşünce yoluyla Victor a aktaracakken ağaçların oradan bizim bulunduğumuz yere doğru gelen biri dikkatimi çekti. Daha dikkatli baktığımda ise.. Aman tanrım!!!

Hemen Victor la temasımı kesip kendi gözlerimle bakma ihtiyacı duydum. Bugün gördüklerim benim için fazlaydı. Hem de çok fazla…

Jacob!!!

Dedim şaşırmış bir şekilde. Birazdan annem le babam karşıma çıkarlarsa hiç şaşmayacaktım. Sonra Jacob ın bir kurt olduğunu hatırladım. İçimi tekrar bir nefret duyusu kapladı. Tam bana doğru gelirken sarışın bir oğlan onu engelledi ve kenara çekti. Bende kendime gelmeye çalıştım. Yok, etmeye geldiğimiz kişilerden biri hayatımın aşkı, yaşama sebebim, diğeri ise çocukluk arkadaşım.

Bir hışımla Aro ya döndüm. Pis bir sırıtışla bana bakıyordu. Onu havaya kaldırıp en yakındaki ağaca fırlattım. Bu hareketim herkesi şaşırtmıştı. Ama düşüncelerinden duyduklarım da beni şaşırtmıştı. Edward dan ve Jacob dan haberi vardı ve beni onları yok etmeye getirtmişti. Bunu yapmayacağımı çok iyi biliyordu. Amacı ona karşı çıkmamdı. Böylelikle hem beni hem de Cullen ları öldürmeyi planlıyordu.
‘’ cesedimi çiğnemen lazım!! ‘’ dedim büyük bir sinirle. Bana doğru gelen Demetri yi gördüm ve onu olduğu yerde kalmasını sağladım. Onun enerjisiyle besleniyor, gücünü emiyordum. Bana bakan Jane i gördüm. Sonra suratında sinsi bir sırıtış yerleşti ve düşüncelerini duydum.
‘hayır’ dedim bağırarak. Ama Edward acı içerisinde yere kıvrılmıştı bile. Jane ilk kendi acısını tattırdım. O çelimsiz vücudu hemen yere kıvrıldı. Sonra onun beynini kemirmeye başladım. Yaşam gücünü ölümsüzlüğünü alıyordum. Acı içerisinde çığlık atıyordu. Hiç kimse kıpırdamıyor, herkes taş kesilmiş gibi Jane e bakıyordu. O ise başını tutmuş çığlık atıyordu. Sonra çığlıkları giderek azalmaya başladı. Hareketleri yavaşladı. Ve durdu. Jane yerde hareketsiz bir şekilde duruyordu. Herkes ona vebalı gibi bakıyordu. Derisi buruş buruş olmuş, tırnakları kararmıştı. Saçları dökülmüş, cenin pozisyonunda yerde duruyordu. Gözlerimi ondan ayırıp Volturi korumalarına diktim. Nede olsa bir ölüm makinesiydim ben öyle değil mi?

Kalkanımla hemen Edward ve yanındakileri sarmaladım. Tehditkâr bir şekilde korumalara bakmaya başladım. Alec acı içerisinde ikizine bakıyordu. Caius ve Marcus ise arkalara çoktan sıvışmışlardı. Aro ise kaçmıştı. Demetri yerde hareketsiz bir şekilde yatıyordu. Victor ise şaşkınca bana bakıyordu. Beynine girip hükmetmeye başladım. Ayaklarını kendi ayağım gibi oynatıyordum. Onu da kalkanımın içerisine soktum.
‘’ Başka ölmek isteyen? ‘’ dedim tehditkâr bir şekilde. Gözlerimin rengini değiştirmeye başladım. Korumalar önce çevrelerine bakıp Aro, Marcus ve Caius üçlüsünü aradı. Ama onlar kaçtıkları için korumalar da yavaş yavaş çekilmeye başladılar…

Onlar gidene kadar gözlerimi onlardan ayırmadım. Bir yandan da arkamdakilerle karşılaşmaktan korkuyordum. Gözden kaybolduklarında içimi bir sevinç dalgası kapladı.
‘’ inanmıyorum, gittiler! ‘’ dedi neşeli bir kız. Biraz durduktan sonra da
‘’ geride dönmeyecekler. ‘’ dedi ve yerinde zıplamaya başladı. Herkes bir birine sarılıp kurtulmalarını kutluyorlardı. Bense sabit bir şekilde duruyordum. Gözlerimi bile oynatmıyordum.

Elimde sıcak bir el hissettim. Kafamı çevirip baktığımda Victor un mavi gözleriyle karşılaştım. Elimi güç vermek istercesine sıktı. Duyguları çok karmaşıktı. Kısık sesle teşekkür ettim. Ve yavaş yavaş arkama döndüm. Arkama dönmemle birine çarpmam bir oldu. Gözlerim gözlerini bulduğunda kendimi bir hoş hissettim. O kadar çok derinlerdi ki… Kendimi tutamayıp ona sarıldım. Başımı omzuna dayadım ve o mis gibi kokusunu içime çektim. Sonra o geri çekildi. Ne olduğunu anlamadan dudaklarımız birbirini bulmuşlardı. Öyle tutkuyla, aşkla, özlemle öpüyorduk ki birbirimizi ne çevremizdekiler ne de başka bir şeyin önemi kalmıyordu. Yoktu da zaten. Sadece o ve ben önemliydik. Sadece o ve ben…

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

3 yıl sonra…

‘’ Heyy, dün buraya dondurma koymuştum. Nereye gitti? ‘’ dedi Jacob sitem edercesine.
‘’ Haa o buzluktaki, iğrenç tadı olan siyah renki şey mi? ‘’ dedi Emmett kafasını kapıdan uzatıp. Jacob sinirle kafasını salladı. Emmett elini çenesine koyup biraz düşündükten sonra omuz silkip
‘’ Bilmem! ‘’ dedi. Jacob ın surat ifadesini gören bütün ev hali gülmekten yerlere yatmıştı. Bizi gülerken görünce Jacob söylene söylene dışarı çıktı.

Kanada da oturuyoruz. Her şeye rağmen Jacob la yine arkadaştık. Ve bizi ziyarete geldiğinde komşumuzun kızı Elena ya mühürlenmişti. Kız 19 yaşındaydı. Üniversite öğrencisi. Jacob yakınlaşmak için onunla aynı üniversiteye yazılmıştı. Ve bizde kalıyordu. Kızla iyi anlaşıyorlardı.

O sırada kapıdan Tanya ve ailesi girdi. Savaştan sonra Victor Delani klanına katılmıştı. O da İrina ya âşık olmuştu. Onlarla biraz sohbet ettikten sonra dışarısını seyretmek için camın önünde durdum. Biraz sonra arkamdan biri yaklaşıp belime sarıldı. Her zamanki gibi kokusunu içime çektim. Belimi saran ellerini tuttum. Kafamı kaldırıp gözlerine baktıktan sonra onu tutkulu bir şekilde öptüm.

Savaşın ardından Âlice in hazırlıkları bittikten sonra evlenmiştik Edward la. Cullen lara pek uzakta olmayan bir evde yaşıyorduk.

Öpücüğümüz Emmett in öksürmesiyle yarıda kesildi.
‘’ Heyy. Akşamları kendi evinizde yapın ne yapıyorsanız. ‘’ dedi Emmett. Peşinden büyük bir kahkaha attı. Hemen yanımda duran fiskosun üzerindeki vazoyu gözüme kestirdim.
‘’ O antika Bella. Esmêe çok üzülür. ‘’ dedi bana bakarak. Gülümsedim. Peşimden Edward da gülümsedi. Sonra Emmett e yoğunlaşıp onu havaya kaldırdım ve döndürmeye başladım. Herkes kahkahalarla gülüyordu. Emmett ise küfür edip tehditler savuruyordu. Sonra onu aniden durdurup yere bıraktım. Yerde biraz oyuk açılmıştı. Esmêe ye özür dilercesine baktım. Emmett ise homurdanıyordu.
‘’ Aklın varsa kaç bıcırık fare. ‘’ dedi bana bakarak ve beni kovalamaya başladı…



SONN!!!
_________________
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ ~~~
★★★★★
Benim hikayem mi var mış? Shocked
Ehh bi bak bari... ツ
Bişi kaybetmezsinn Very Happy Laughing Mr. Green

→Forever
'' Bildiğim tek şey var. O da aşkın sonsuza dek olduğudur...'' ♥♥

→A Love Story
Biri insan, biri değil. Biri av, biri avcı. İkisinin de bilmediği bir sır.. Ve bu sırrı bilen bir kardeş.. ღღ
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
kaptan-i-laz
Hikaye Yazarı
Hikaye Yazarı


Kayıt: 14 Tem 2009
Mesajlar: 1148
Konum: Kaf Dağının Ardı.. Skrof kasabasıı =)
Alıntıyla Cevap Gönder
MesajTarih: Cum Ekm 30, 2009 9:26 pm     Mesaj konusu:

İrina ve Elena nın karakter resimleri eklenmiştir...
Bellanın ve edward ın resimleri de eklenmiştir...
yorumlarınızı bekliyorummm Very Happy

_________________
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ ~~~
★★★★★
Benim hikayem mi var mış? Shocked
Ehh bi bak bari... ツ
Bişi kaybetmezsinn Very Happy Laughing Mr. Green

→Forever
'' Bildiğim tek şey var. O da aşkın sonsuza dek olduğudur...'' ♥♥

→A Love Story
Biri insan, biri değil. Biri av, biri avcı. İkisinin de bilmediği bir sır.. Ve bu sırrı bilen bir kardeş.. ღღ
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
ja(ke)ri
Hikaye Yazarı
Hikaye Yazarı


Kayıt: 22 Eyl 2009
Mesajlar: 275
Alıntıyla Cevap Gönder
MesajTarih: Cmt Ekm 31, 2009 12:53 am     Mesaj konusu:

Çok güzeldi canım.
Keşke bitmeseydi.
NEyse artık önümüzdeki hikayelere Wink

_________________


Benim hikayem mi varmış ?
Karanlıkla Aydınlığın Aşkı
Değişim yanlısıyız.
http://www.twilight-turkiye.net/viewforum.php?f=50
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
burcu
Hikaye Kurdu
Hikaye Kurdu


Kayıt: 15 Tem 2009
Mesajlar: 213
Alıntıyla Cevap Gönder
MesajTarih: Cmt Ekm 31, 2009 5:04 am     Mesaj konusu:

süperdi
keşke bitmeseydi
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kaptan-i-laz
Hikaye Yazarı
Hikaye Yazarı


Kayıt: 14 Tem 2009
Mesajlar: 1148
Konum: Kaf Dağının Ardı.. Skrof kasabasıı =)
Alıntıyla Cevap Gönder
MesajTarih: Cmt Ekm 31, 2009 7:51 pm     Mesaj konusu:

ja(ke)ri yazmış:
Çok güzeldi canım.
Keşke bitmeseydi.
NEyse artık önümüzdeki hikayelere Wink


teşekkür ederimm doğum günü cadısıı Very Happy
hatırlatma yaa... kendimi kötü hissediyorumm :S

_________________
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ ~~~
★★★★★
Benim hikayem mi var mış? Shocked
Ehh bi bak bari... ツ
Bişi kaybetmezsinn Very Happy Laughing Mr. Green

→Forever
'' Bildiğim tek şey var. O da aşkın sonsuza dek olduğudur...'' ♥♥

→A Love Story
Biri insan, biri değil. Biri av, biri avcı. İkisinin de bilmediği bir sır.. Ve bu sırrı bilen bir kardeş.. ღღ
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
kaptan-i-laz
Hikaye Yazarı
Hikaye Yazarı


Kayıt: 14 Tem 2009
Mesajlar: 1148
Konum: Kaf Dağının Ardı.. Skrof kasabasıı =)
Alıntıyla Cevap Gönder
MesajTarih: Cmt Ekm 31, 2009 7:51 pm     Mesaj konusu:

burcu yazmış:
süperdi
keşke bitmeseydi


teşekkür ederim canımm..
_________________
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ ~~~
★★★★★
Benim hikayem mi var mış? Shocked
Ehh bi bak bari... ツ
Bişi kaybetmezsinn Very Happy Laughing Mr. Green

→Forever
'' Bildiğim tek şey var. O da aşkın sonsuza dek olduğudur...'' ♥♥

→A Love Story
Biri insan, biri değil. Biri av, biri avcı. İkisinin de bilmediği bir sır.. Ve bu sırrı bilen bir kardeş.. ღღ
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
cns.
Okur
Okur


Kayıt: 07 Ağu 2009
Mesajlar: 41
Alıntıyla Cevap Gönder
MesajTarih: Cmt Ekm 31, 2009 9:14 pm     Mesaj konusu:

cok gzldı süper bı fnldı Smile
ozlcm bu hıkayeyı Sad
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kaptan-i-laz
Hikaye Yazarı
Hikaye Yazarı


Kayıt: 14 Tem 2009
Mesajlar: 1148
Konum: Kaf Dağının Ardı.. Skrof kasabasıı =)
Alıntıyla Cevap Gönder
MesajTarih: Pts Ksm 02, 2009 4:01 pm     Mesaj konusu:

cns. yazmış:
cok gzldı süper bı fnldı Smile
ozlcm bu hıkayeyı Sad


teşekkür ederim tatlımm Very Happy
bnde yorumlarıı Very Happy

_________________
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ ~~~
★★★★★
Benim hikayem mi var mış? Shocked
Ehh bi bak bari... ツ
Bişi kaybetmezsinn Very Happy Laughing Mr. Green

→Forever
'' Bildiğim tek şey var. O da aşkın sonsuza dek olduğudur...'' ♥♥

→A Love Story
Biri insan, biri değil. Biri av, biri avcı. İkisinin de bilmediği bir sır.. Ve bu sırrı bilen bir kardeş.. ღღ
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
edwardundbella
Hikaye Kurdu
Hikaye Kurdu


Kayıt: 15 Tem 2009
Mesajlar: 233
Konum: konumum?dünya
Alıntıyla Cevap Gönder
MesajTarih: Pzr Arl 13, 2009 1:00 pm     Mesaj konusu:

bitmesiiiiiiiin bitemeezzzzzzz
bu hikayeni okumaya zaman bulamamıştım.bugün bütün bölümleri sırayla okudum. bi baktım ki FİNAL! olamaaaaaaz
çoook güzeldi ama bitti Sad

_________________

About three things I was absoultly positive.
First, Edward was a vampire.
Second,there was a part of him-and I didn't know how domnant that part might be-that thirsted of my blood.
And third, I was unconditionaly and inrredictly love with him!
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
kaptan-i-laz
Hikaye Yazarı
Hikaye Yazarı


Kayıt: 14 Tem 2009
Mesajlar: 1148
Konum: Kaf Dağının Ardı.. Skrof kasabasıı =)
Alıntıyla Cevap Gönder
MesajTarih: Sal Arl 22, 2009 9:40 pm     Mesaj konusu:

edwardundbella yazmış:
bitmesiiiiiiiin bitemeezzzzzzz
bu hikayeni okumaya zaman bulamamıştım.bugün bütün bölümleri sırayla okudum. bi baktım ki FİNAL! olamaaaaaaz
çoook güzeldi ama bitti Sad


önümüzdeki hikayelere atık tatlım..
okul drs dersane den pek zaman bulamıyorum açıkcasıı..
o kadar sıkı ki herşey..
herşey üzerime bindi resmenn
nereye yetişeceğimi bilemiyordum
açıkcası mecbur kaldım da denilebilir.
okuduğun ve yorum yaptığın için çok teşekkürler.

_________________
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ ~~~
★★★★★
Benim hikayem mi var mış? Shocked
Ehh bi bak bari... ツ
Bişi kaybetmezsinn Very Happy Laughing Mr. Green

→Forever
'' Bildiğim tek şey var. O da aşkın sonsuza dek olduğudur...'' ♥♥

→A Love Story
Biri insan, biri değil. Biri av, biri avcı. İkisinin de bilmediği bir sır.. Ve bu sırrı bilen bir kardeş.. ღღ
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Tüm zamanlar GMT + 4 Saat
Sayfaya git Önceki  1, 2, 3 ... 39, 40, 41

 


Bu forumda yeni başlıklar açabilirsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap verebilirsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız